Günümüzde tıp tarihi, insanın çaresizlik anlarında neye inanabileceğinin izlerini de taşır. Bir köpek parazit ilacı, milyonlarca insan için gizli bir kanser tedavisi olarak anılmaya başlandı. Hikâye, 2016 yılında Oklahomalı bir iş insanının ileri evre küçük hücreli akciğer kanseri tanısı almasıyla başladı. Hastalık, boynundan karaciğerine kadar yayılmıştı ve hastaya immünoterapinin uygulandığı belirtildi. Üç ay sonra PET görüntüleri temizdi, ancak hasta iyileşmesini bir köpek ilacı olan fenbendazol ile ilişkilendirdi.
Bu durum, modern tıpta ilginç bir mitin doğmasına yol açtı. Bilim, “bilmiyorum” diyebilme yetisine sahipken, internet kesinlik ve mucize hikâyelerine odaklanıyor. Bir köpek ilacının, milyar dolarlık kanser tedavilerini geride bırakabileceği fikri, oldukça dikkat çekici bir senaryo oluşturdu.
Hikâye, Güney Kore’de bir YouTube videosuyla yayıldı ve fenbendazolün kullanımı hızla arttı. Ancak bu süreçte, bazı gerçekler göz ardı edildi; örneğin, ilacı kullanan komedyenin aynı zamanda kemoterapi aldığı bilgisi kayboldu. Modern bilginin tüketim şekli, hikâyelere dayalı bir yaklaşımı benimsiyor ve bu durum, detayların önemini azaltıyor.
Pandemi döneminde ivermektin de gündeme geldi ve Joe Rogan’ın podcastinde bu ilacın kanser tedavisinde etkili olduğu öne sürüldü. Bu bölüm, birçok kişinin sağlık davranışını değiştirdi. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor; bu ilaçların tamamen etkisiz olduğu söylenemez. Bilim insanları, bu molekülleri yıllardır inceliyor ve bazıları kanser hücreleri üzerinde umut verici sonuçlar elde etti.
Ancak laboratuvar ortamında elde edilen başarıların, insan vücudunda aynı etkiyi yaratması her zaman mümkün değildir. Onkoloji tarihinde, farelerde başarılı olan birçok molekül, insanlarda başarısız olmuştur. İnsan biyolojisi karmaşık bir yapıdadır ve laboratuvar sonuçları her zaman gerçek hayatta geçerli olmayabilir.
Sosyal medya, temkinli yaklaşımları pek sevmez; kesin çözümler arar. Bu durum, genellikle korku ve çaresizlikten kaynaklanan bir arayışın sonucudur. Kanser, hastalığın yanı sıra belirsizlik de getirir ve insanlar bu belirsizlikle başa çıkma yolları arar. Bazen, alternatif tedavilere yönelmek, gerçek tedavi sürecini geciktirebilir.
İlginç olan, bilim dünyasının bu molekülleri tamamen reddetmemesi; aksine araştırmalar yapmasıdır. Ancak internet, beklemeyi istemez ve bu durum, bilimin ve hikâyelerin çatışmasına yol açar. Bugünün sorusu ise, insanlığın bilgi çağında mı yoksa hikâyelerin hızlı yayıldığı yeni bir inanç çağında mı yaşadığıdır.



